| | Gazi Ömer Dede 1. Dünya Savaşı Gazisi 110 Yaşında
Hayatta kalan son üç gaziden biri... Gençliğinin tam 10 yılını cephelerde geçirmiş. Balkan Harbi, Dumlupınar, Sakarya... Devletten gazi maaşı almayı uzun yıllar reddetmiş, 'devlet yıpranır' diye!.. Aslında ona kalsa yine almayacakmış ama mecbur kalmış. Bir iş için vekalet verdiği arkadaşının onun adına gazi maaşı bağlatıp çektiği ortaya çıkmış.
Onu en çok inciten, gazetelerde çıkan "Gaziler yokluk içinde! Nerede devlet?" haberleri. "Aman kızım böyle şeyler yazmayın. Şimdiki nesil yokluk nedir bilir mi?" diyor, ekliyor: "Şimdi istiklal içinde yaşıyoruz, her şeyimiz var!"
40 yıl önce, kendi deyimiyle 'mal bokuyla' yaptığı evinde bir lokma, bir hırka yaşıyor. Alt kat ahır, üst kat ev... Dik mi dik tahta merdivenleri çıkarken zorlanıyor. Gerçi ben bile zorlanıyorum aramızdaki 70 yaşa rağmen! Merdivenlerden birinde soluklanırken, "Gençlik hep kalacak sanıyor insan. Düşünemedim bu günleri" diyor.
Savaşta kedi yedik!! Çorum'a bağlı Çatkara köyünde yaşıyor Ömer Küyük. Tam 110 yaşında. 8 çocuğundan tam 125 torunu var. Neredeyse bir köy nüfusu yaratmış Ömer Dede. Oğulları ve gelinleriyle yaşıyor şimdi. Ama misafiri özlüyor. Gideceğimizden habersiz, "Yolda birileri var hazırlık yapın" demiş gelinine. 72'lik gelin en sevdiği sarmalardan yapmış. Bir de her sabah kahvaltı niyetine yediği cızbız etlerden... Ömer Dede, tüm diyetisyenlere inat etle besleniyor, tereyağından başka yağ tanımıyor... Bal, kaymak, pekmez, turşu, yoğurt sofrasından eksik olmuyor...
Yer sofrasına kuruluyoruz hep birlikte. Ömer Dede, sarmadan ikişer ikişer yutuyor. Etlerden de... Ağzında tek diş kalmamış. "Damağım diş gibi sertleşti artık. Ondan böyle rahat yemem" diyor.
Ne bağdaş kurarken zorlanıyor, ne de kalkarken!.. Beş kaşık şekerli çayını yudumlarken, "Hiçbir şey zarar vermez bana elhamdülillah. Et olsa iyidir. Ama ne bulsam yerim!" diyor. Anlaması zor değil. Balkan Harbi, İstiklal Savaşı, cumhuriyetin ilk yılları... Hep kıtlıklarla büyümüş bir neslin son fertlerinden o...
"Hey kızım, heyy!.. Yıllarca hayvan yemi fiğ ile karın doyurduk biz. Cephede kuru ekmek bulduk mu bayram ederdik. İstiklal Savaşı'nı aç susuz kazandık. Öyle günler oldu ki kedi bile yedik."
"Yapma Ömer Dede, gerçekten kedi de yedin mi?" diye soruyorum yüzümde acı bir ifadeyle. "Aslında ben yetişemedim. Ama yetişsem yerdim. Açlık bu, insana her şeyi yaptırıyor" diyor. Sonra çok kızmış arkadaşlarına kediden pay ayırmadılar diye... "Kediyi nereden bulduklarını sordum. Atatürk'ün kedisini çaldık' dediler. Benimle dalga geçtiler" diyor, 85 yıl öncesine gidip ağız dolusu gülüyor...
Camış gibi adamım şimdikiler çerden çöpten Ömer Dede, doğuştan avcı... Savaşta da avcı gibi savaşmış... Siste, pusta düşmanın izini hep bulmuş... Bir kez vurulmuş, kendi deyimiyle attığı her kurşun bir gavuru devirmiş! "Hiç acımadın mı dede?" diyorum. Garip garip bakıyor yüzüme: "Ne acıyacağım? Gavura acınır mı hiç!" diyor. Kolay mı? Yedi düvele kafa tutmuş bir kuşak, kolay olmuyor unutması... Hâlâ onun için hepsi gavur.İşte bu yüzden yabancı gazetelerden, televizyonlardan gelen röportaj önerilerini elinin tersiyle itiyor.
Artık avlanamıyor Ömer Dede... Ama eline çifteyi aldı mı, 50 yaş gençleşiyor. Gözlerinin feri canlanıyor. "Hey, heyy! Camış gibi adamdım. Şimdiki nesil cılız... Çerden çöpten" diyor, asılıyor tetiğe... Her atışta biraz daha canlanıyor!
Aslında yaşına göre hâlâ camış gibi. Her ay bir davarı kestiriyor. Belden aşağısı onun, üstü çocukların... Neden mi? Ömer Dede, eti öyle seviyor ki, butları kimseye kaptırmıyor. Kahvaltıda et, öğlen et, akşam et! Peki bu kadar ete para yetiyor mu? Evelallah! Üç ayda 600 kayme maaş var. Bir de İstanbullu hayırsever bir karı'nın her ay gönderdiği 300 milyon... "Allah'a şükür!" diyor. Daha bir şey istemiyor, "İşte. Bak devlet ev yapacağız dedi yapmadı. Evin suyu bile yok. Dereden taşıyoruz" diyen yakınlarına kızıyor. "Biz fiğ yemiş adamlarız. Bir kuru ekmekle de yaşarız. Sapasağlam adamım. Devlet de sapasağlam, güçlü olmalı" diye tersliyor. Ömer Dede'ye bir daha niye evlenmedin diye sordum: İşte cevabı: TOSUN ÖLDÜ! Peki hiç mi derdi yok Ömer Dede'nin? Bir-iki tane var... Kulakları eskisi gibi işitmiyor. Gözleri de çok iyi seçmiyor... 75 yıllık evlilikten sonra Ayşe Nine'yi de uğurlamış! "Ayşe Nine'yle iyi miydin? Mutlu oldun mu?" diyorum. "Hey, heyy!" diye başlıyor anlatmaya: "8 çocuğumuz oldu. 75 yıl yaşadık onunla..."
"İyi kadın mıydı?" diyorum. "Olmaz mı?" diyor, "Hiç harama kuşak çözmedim. Ondan başkasına bakmadım. Hey heyy..."
"Niye evlenmedin bir daha?" diye soruyorum ağır işiten kulağına yanaşıp bağırarak. Önüne bakıyor... Israr ediyorum. Biraz sinirli, "Tosun öldü" diyor. "Kim, kim?" diyorum saf saf... "Tosun işte tosun! Tosun öldü!" Sonunda aptallığımı anlıyorum... Ama o belki de içini dökecek birini bulmanın rahatlığıyla başlıyor anlatmaya: "Arıyı da yitirdim, karıyı da! Ben de karıya döndüm artık. Bir daha evlenmek neyime?"
Ömer Dede, hâlâ yitirmediği kıvrak zekası ve tatlı diliyle böyle anlatıyor gönül hayatını... Biz gülüyoruz, gülüyoruz...
Peki 110 yıllık bir hayattan nasıl bir ders çıkar? Bir asrın özetini bir cümleye sığdırıyor Ömer Küyük: "Bir ölüme gücü yetmiyor insanın. Gerisinden korkma kızım."
- Dedeciğim bu kadar uzun nasıl yaşadın? Hamdolsun, muhabbetle yaşadım. Valisi, kaymakamı evden eksik olmazdı. Şimdi de gelen olur ama az... Ekmeği yerik, muhabbet ederik, yatsalar iyi ama yatmasalar da selavat getirir yollarık.
- Yaşlılıkta muhabbet daha çok aranıyor değil mi? Hey, heyy! Her akşam namaz kılar, dua eder, öyle yatarım. İstiklal Savaşı'nda bir gece pusuya düşürdüler bizi... 6 arkadaşım şehit oldu. Şimdi hep geceleri gelirler karşıma. Sonra kaybolur giderler.
- (Gelini 'Sizin geleceğiniz de malum oldu dedeye' diyor.) Öyle mi dedeciğim? Böyle ortalık sapsarı oluyor. 'Birileri geliyor ama kim geliyor bilmiyorum' diyorum. Sizin geleceğinizi de evden çıktığınız gibi bildim. 'Yemeği hazırlayın yolda birileri var' dedim.
- Çok yokluk çektin mi dedeciğim? Hey, heyy! Fiğ var ya fiğ... Hani inekler yiyor. Onu yedik. Çok kıtlık yaşadık, çook...
- Peki şimdi nasıl geçiniyorsun? Allah'a şükür, 3 ayda 600 kayme maaş alıyorum. İstanbul'da bir karı var, nereden duyduysa duymuş. O da bana para yollatıyor...
- Kim o hanım dede? Adı neydi yitirdim... Yoksullar için para toplayıp dağıtıyor. Allah razı olsun ondan. Çok dua ediyorum ona...
- Bir isteğin var mı bizden? Sapasağlamım Allah'a şükür. Daha ne istiyeyim?
- Devletin verdiği maaş az değil mi? Daha çok olsun istemez misin? Az olsa ne yapacağız! Allah devlete millete zeval vermesin.
- Gelini: Merdiveni çıkamıyorum. Ev istiyorum desene... (Sinirleniyor) Yok, yok. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Para pazardan eve gelmeden bitiyor ama bugünümüze şükür. Fazlasını istemem... Oğlu: Babam yıllarca gazi maaşı bile almadı. 'Baba maaşını çıkart' derdim. 'O bana haram. Devlet yıpranır' derdi. Almak istemezdi. Ama bir arkadaşına vekalet vermiş bir iş için... O da, maaşı bağlatmış. Birkaç kere çekmiş. Birikmiş parayı falan da almış... Bir gün bankadan çağırdılar. Banka müdürü dedi ki, "Dede sana bir şart koşuyorum. Bu adam ne aldıysa aldı şimdiye kadar. Bundan sonra senden başkasına vermem." Kendine kalsa maaşı da bağlatmayacaktı yani...
Bugün senin ve silah arkadaşların sayesinde gülebiliyoruz. Hem güldürdün, hem ağlattın bizi Ömer Dede.
Kaynak: Vatan Gazetesi
ufukyayla 11.04.2005 16:24:10 Yorumlar [1]
UyeDurum Hatası Bana maille ulaşanlar aşağıdaki hatanın oluştuğunu söylüyorlar.
Hata;
Hata Tipi: Microsoft VBScript çalışma hatası (0x800A000D) Tür uyumsuz: 'UyeDurum' /ufuk/genel/kalip.asp, line 33
Sebebi;
UfukSZP yi kök dizininde değilde başka bir dizin içinde çalıştırmayı denemek
Çözümü;
Sadece global.asa dosyasını kök dizine koyup deneyin. Çalışmazsa UfukSZP'nin tamamını kök dizinine koyun.
ufukyayla 02.04.2005 11:54:31 Yorumlar [38]
Aşk Yok Olmaktır Çok kararlısın Kalbimi çıra gibi yakmaya, niye? Duvar çekiyorsam Yanıyorum için için, bitti işim Saklar mı yüreğin, yüreğimi İçinin her yerinde
Eski kelimeler Döndürüyor başımı Sen söylediğinde Korkular... Arzular... Nasıl başım dar Bilsen şaşarsın yar Her yerim kördüğüm dolaşık İpin ucunu bul çözeyim
Her ayrıntım sayıklıyor Sükunetim deliliğimden Aşk yok olmak diyor biri Yar ben yokum yok zaten Ayyaş ruhum sayıklıyor Sükunetim deliliğimden Aşk yok olmaksa şimdiden Yar, ben yokum ben de zaten
Bin çalıntı aşk tecrübesi Bakıyor gözlerime ah Soru soruyorsam Tuzağına düşeceğim Bana günah
Yıldız TİLBE
ufukyayla 01.04.2005 13:38:14 Yorumlar [3]
Sürüm Yükseltmesi UfukSZP 3.0 için bana bildirilen teferruat bazında bazı değişiklik isteklerini değerlendirdim. Kodu biraz daha geliştirdim. Bu sebeple bu yükseltme dosyalarını hazırladım.
http://www.ufukyayla.com/indir/dosya.aspx?bno=6 adresinden indirebilirsiniz.
UfukSZP 3.0'ı kurduğunuz dizindeki dosyaları indireceğiniz zip dosyasından çıkan dosyalarla değiştirin.
(Şu anda www.aspindir.com sitesindeki UfukSZP 3.1 aslında UfukSZP 3.0 dır ama içinden bu güncelleme dosyalarıda çıkmaktadır.)
Veya güncellenmiş sürümü (3.1) http://www.vbsturk.com sitesinin ana sayfasından ulaşabileceğiniz Scriptler kısmından indirin.
ufukyayla 01.04.2005 10:12:25 Yorumlar [0]
Dağıtım Başladı UfukSZP 3.0 Lite dün akşam itibariyle görücüye çıktı.
http://www.aspindir.com/goster/3366 adresinden indirebilirsiniz.
Açık, eleştiri ve önerileriniz için buraya yorum yazın veya www.vbsturk.com sitesinin forumuna gelin.
ufukyayla 31.03.2005 08:08:12 Yorumlar [0]
Sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 [14] 15 16 17 18 19 20 21
|
| |  | |  |  |
|
|  | Blog - ASP.NET!VB |  |
| |
|